“Biz o emaneti göklere, yere ve dağlara arz ettik"...

Cenabı Hakkın Kur’anı Kerimde insana yüklediğini buyurduğu emanet nedir? İnsanoğlunun zalimlik ve cahilliğini nasıl anlamamız gerekiyor? Bu konuda açıklamada bulunabilir misiniz? tşkler

aSözünü ettiğiniz emanetle ilgili ayet-i kerimenin meali şöyledir:

“Biz o emaneti göklere, yere ve dağlara arz ettik; onlar, onu yüklenmeye yanaşmadılar, ondan korktular da onu insan yüklendi. O gerçekten çok zâlim ve çok câhildir.” [Ahzab sûresi, 72]

“Emanet” Arapça bir kelime. Lugat manası; eminlik, birine güvenip bir şey bırakma, bırakılan şey, yahut bir eşyanın belli bir süre için bırakıldığı güvenli yer manasınadır. Eminliğin zıddı-aksi ise, hıyanettir. Yani emaneti korumamak, onu emanet edenin istediği gibi değil de, kendi nefsinin arzu ettiği gibi kullanmak, harcamaktır.

İslâmi ilimler Istılahında emanetin birçok manası vardır. Bunlar içerisinde en meşhurları şunlardır:

- Dinî tekliflerin tamamı,

- Farzlar,

- İslam’ın bütün emirleri,

- İnsana ihsan edilen her nimet,

- Akıl ve sıhhat,

- Yeryüzüne halife olma kabiliyeti...

Bütün bunlar ademoğlunun yüklendiği emanetlerdir. Son nefesine kadar riayet etmekle memurdur.

***

Emanet, bilindiği üzere irade sahibi olana verilir. O bakımdan yerlere-göklere-dağlara değil de insana verilmiştir. Mesela meleklerin vazifelendirilmeleri de teklif ile değil, emir iledir.

Emanetle ilgili ayet-i kerimede emanetin göklere, yere ve dağlara “teklif” değil, “arz” edildiğinden bahsedilir.

Teklif edilseydi reddetmeleri düşünülemezdi.

Arz etmekte bir başka mana vardır. Hani, bir padişah, huzuruna çağırdığı bir askerine bir vazife arz eder. Mesela ona;

- “Sen kâtiplik yapabilir misin?” diyebilir. O nefer, padişahından özür dileyerek,

- “Maalesef benim okuma-yazmam yok; olsaydı emrinizi yerine getirebilirdim” diyerek, affını isteyebilir.

Bu teklif , “Bana bir su getir” demeye benzemez. Suyu her nefer getirir, ama kâtipliği herkes yapamaz.

***

Emanetle ilgili ayette de Cenab-ı Hak, göklerden, yerden ve dağlardan bir vazife istemiş... Onlara bir emanet arz etmiştir. Bu arz edişin keyfiyetini bilemeyiz ve onların bu vazifeden kaçınmaları da bir isyan olarak değerlendiremeyiz.

Onlara arz edilen edilen vazife, onların fıtratlarıyla, kabiliyetleriyle, istidatlarıyla, güç ve kuvvetleriyle yapabilecekleri cinsten değildir. Ama insanın yaratılış keyfiyeti, ona bahşedilen imkânlar, verilen kabiliyetler-istidatlar, maharetler bu vazifeyi yapmasına müsaittir. Nitekim, yerlerin-göklerin-dağların korkup çekindiği bu emaneti o yüklenmiştir.

Kısacası yerler-gökler-dağlar asıl itibariyle kendilerinde bunu yapabilecek güç ve istidat bulunmadığı için bu vazifeyi yüklenememişlerdir...

***

Bu âyet-i kerime ile insanoğlunun semalardan yüksek olan ehemmiyeti ve kâinatı çok gerilerde bırakan ulvî vazifesi, âlem-i kebîrin kendisinde dürülmüş-gizlenmiş olduğu beyan edilerek, bir nevi ona, küçük, basit ve bayağı şeylerin peşinde koşmaması gerektiği bildirilmekte... Aksi halde, kendisine verilen kabiliyetleri yerinde kullanmayarak onlara mânen ihanet etmiş olacağı ve Cenneti bırakıp Cehennemi satın alacağı hatırlatılmaktadır.

***

Ayetin son cümlesinin bâtınî manasıyla cevabımızı noktalamak isterim.

“Ayet-i celiledeki 'O (insan) gerçekten çok zâlim ve çok câhildir' ilahi beyanındaki ‘zalûm’den murad, ‘O kendi nefsine karşı zâlimdir. Aç durur, ibadet eder… Yani gündüzleri oruç tutar, geceleri zikir ve teheccüdle meşgul olur. Nefsanî arzulara tâbi olmayıp nefsine her daim zulmeder’ demektir.

‘Cehûl’ ise, ‘mânevî râbıtasında Hz. Mevlâ’nın nûru ile aşılanmış, O’na bağlanmış, Cenab-ı Hak’tan ve ahiretten başka bir şey düşünmüyor; dünyevî ve nefsanî arzulardan yana cahil, onların yollarını bilmez, nasıl olacağından habersiz’ demektir.”[Süleyman Hilmi Tunahan k.s., Ziya Sunguroğlu, Notlarım, s. 14]

nimet, akıl, emanet, eminlik, teklifler, farzlar, emirler, sıhhat, hıyanet, gökler, yer, dağlar, zâlim, câhil, nefsine karşı zâlimdir, dünyevî ve nefsanî arzulardan yana cahil,

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla


Son bakılanlar

İftar Vakitleri: İstanbul | Ankara | İzmir | Bursa | Konya | Köln | Londra

JOHOR KEDAH KELANTAN KUALA LUMPUR LABUAN MELAKA NEGERI SEMBILAN PAHANG PERAK PERLIS PULAU PINANG PUTRAJAYA SABAH SARAWAK SELANGOR TERENGGANU